Bazı sabahlar alarm sesiyle başlarsınız güne…
Bazı sabahlar ise odanızın bir köşesinde duran çiçeklerle.
Benim sabahım ikincisiydi.

Akşamın heyecanıyla sadece uzun uzun bakmış, kokularını içime çekmiş ve “Sabah ilk iş seninle ilgileneceğim.” diyerek bırakmıştım.
Gerçekten de öyle oldu.
Gözümü açar açmaz ilk baktığım şey telefonum değil, o çiçeklerdi.
Ve fark ettim ki bazı hediyeler sadece verildiği gün mutlu etmiyor. Asıl mutluluk ertesi sabah başlıyor.
Çünkü o zaman, yaşananların gerçek olduğunu hissediyorsunuz.
Vazoya Koymak Aslında Bir Ritüel

Sanırım birçok kişi için çiçek almak olayın en güzel kısmı.
Benim içinse en özel an, onları vazoya yerleştirmek oldu.
Her dalı tek tek elime aldım.
Yapraklarını düzelttim.
Saplarını aynı boyda kestim.
Sularını değiştirdim.
Ve onları acele etmeden, sanki bir tablo hazırlıyormuş gibi vazoya yerleştirdim. İnsan bunu neden yapar diye düşündüm. Çünkü sevgiyle gelen bir şeyi, aynı özenle korumak istiyor. Vazoya koymak yalnızca çiçekleri suyla buluşturmak değil.
O ana değer vermek.
O düşünceyi yaşatmak.
Ve “Bu güzellik biraz daha benimle kalsın.” diyebilmek.
Evin Havası Gerçekten Değişiyor

Çiçekler sadece bulundukları masayı güzelleştirmiyor.
Bulundukları evi değiştiriyor.
Sanki odanın ışığı yumuşuyor.
Evin içinde daha sakin bir hava dolaşıyor.
Yanından her geçişinizde istemsizce dönüp bir kez daha bakıyorsunuz.
Belki de bu yüzden insanlar yüzyıllardır evlerine çiçek koyuyor.
Çünkü bazen dekorasyon dediğimiz şey, aslında hissettirdikleridir.
Çalışırken Bile Gözüm Onlardaydı
Bilgisayarımı açıp işlerime döndüğümde çiçekler hemen yanımdaydı. Bir yanda yapılacak işler…
Diğer yanda masama zarafet katan bir buket.
Her kafamı kaldırışımda onları görmek bana tuhaf bir huzur verdi. Belki de sevildiğini hissettiren şey tam olarak budur. Sürekli hatırlatılmasına gerek kalmadan, sessizce orada durması.
Çiçekler Neden Bu Kadar Anlamlı?
Aslında çiçeğin ömrü kısa.
Bunu hepimiz biliyoruz.
Belki bir hafta…
Belki biraz daha fazla…
Ama ilginç olan şu:
Ömrü kısa olan şeyler, bazen en uzun izleri bırakıyor.
Çünkü mesele çiçeğin ne kadar yaşadığı değil.
O çiçeğe baktığında ne hissettiğin.
Sanırım En Güzel Kısmı Buydu
Çiçekler zamanla solacak.
Bunu değiştiremem.
Ama her sabah suyunu değiştirmek…
Vazodaki yerini düzeltmek…
Bir dal eğilmişse onu toparlamak…
Bana hep aynı şeyi hatırlatacak.
Sevgi sadece büyük cümlelerde değil.
Bazen bir buketin içinde,
bazen sabah uyanınca ilk ona bakmanda,
bazen de sessizce vazoya koyarken gösterdiğin özenin içinde saklı.
Ve galiba bu yüzden…
Bu sabah evimde sadece çiçekler yoktu.
İyi hissettiren bir hatıra da benimle uyanmıştı. 🌸

Yorum bırakın