Ünü Ressam Salvador Dali

By

Merhaba, bir çoğunuzun da bildiği ünlü ressam Salvador Dali hakkında bir makale hazırlamak istedim. Kendisini ortaokul yıllarımda teknik tasarım öğretmenim sayesinde tanıma fırsatım olmuştu. Kendisini o günden bu yana severim ve resim sanatına düşkün olduğumdan ressamların eserleri kadar hayatları da benim ilgimi çeker. Dali de bunlardan bir tanesi…

11 Mayıs 1904’te İspanya’da dünyaya gözlerini açan ünlü ressam Salvador Dali hakkında bilinenler kadar bilinmeyenler de bulunuyor. Sürrealist ressamın çarpıcı gerçeklerle dolu yaşamı olmuştur. Kendini “Dünyada iki büyük ressam vardır, biri Pablo, diğeri de benim, ancak ben daha büyüğüm.” diye tanımlayan İspanyol ressamın tuhaf yaşam tarzı ve çarpıcı eserleri mevcut. Bu eserler bakıldığında çok şey ifade etmektedir. Kimisi eserlere baktığında sıradan bir resim görmektedir fakat bu resimler öyle sıradan resimler değildir.

Salvador Dali hakkındaki en sansasyonel gerçek, ünlü ressam doğmadan önce annesinin, Salvador Dali isimli başka bir çocuğu doğurmuş olmasıdır. İlk doğan Salvador Dali ölür ve dokuz ay sonra ikinci Salvador doğar. İlk Salvador’a çok benzediği ve tam dokuz ay sonra doğduğu için, ailesi aslında oğlunun yeniden doğduğuna inanır. Bu nedenle de ona da Salvador Dali ismini verirler. İspanyol ressam henüz beş yaşındayken ise ailesi onu ilk Salvador’un mezarına götürür ve kendisinin ölen kardeşinin reenkarnasyonu olduğuna inandıklarını paylaşırlar. Dali de bunun doğru olduğuna şüphesiz bir şekilde inanır.

Dali 12 yaşına geldiğinde, ailesi onun yeteneğinin ve sanatçı ruhunun farkına varmış ve onu bir resim okuluna göndermişti. Dali ise çalışmak yerine tuhaf davranışlarına devam etti. Okulun ilk yılında babası, Dali’nin çizimlerini sergilemek için evlerinde özel bir sergi organize etti. 15 yaşında Dali çalışmalarını ilk kez Figueres’ deki Belediye Tiyatrosu’nda sergiledi.

Dali okulunun en baş belası öğrencisi olarak tanınıyordu. 1923’te bir öğrenci protestosuna liderlik etmekle suçlandı ve sonucunda okuldan atıldı. Okula dönmesine ve akademik yılı tekrar etmesine izin verildi. Fakat son sınavından hemen önce tekrar okuldan atıldı, bu sefer durum ciddiydi. Tekrar okula dönmesi mümkün olmadı.

Dali’nin belki de en çok ses getiren eseri, 1931 yılında yaptığı ‘Belleğin Azmi’ dir. Bu resim sadece Dali’nin en tanınmış eseri değil aynı zamanda yaratılmış en önemli sürrealist sanat eserlerinden biri olarak da bilinir. Bu tablonun Dali’nin müthiş düşünce ve düş dünyasını özetler nitelikte olduğunu söyleyebiliriz. Dali’nin ünlü eserini kimileri; katı ve değişmez zaman kavramına karşı bir protesto olarak; kimileri ise akıp giden zamanı gösterdiği şeklinde yorumlar. Salvador Dali, bu resmin ilham kaynağının, sıcak ağustos güneşi altında eriyen bir peynir olduğunu belirtmiştir. ‘Belleğin Azmi’, 1934 yılından bu yana New York’taki Çağdaş Sanat Müzesi’nde sergileniyor.

Dali’nin en ünlü sanat eserleri sürrealist eserlerdir. Ünlü İspanyol ressamın sürrealizm sayesinde ün kazandığı söylenebilir fakat Dali 1930’larda sürrealist hareketten çıkarıldı. Bu durum faşizme karşı kararsız tavırlarından kaynaklanıyordu. Marksist olan sürrealistler, Salvador Dali’ye arkalarını döndüler. Hatta grubun lideri, Dali’nin adını kullanarak iğneleyici bir tanım oluşturdu: Dolar Düşkünü. Salvador Dali ise yanıt vermekte gecikmedi: “Sürrealizm benim” diyerek tartışmayı ateşledi ve bu çekişme, Salvador Dali ölene kadar devam etti.

Dali gelecekteki eşi Elena ile tanıştığında 25 yaşındaydı. Gala adıyla bilinen Elena Dali’den 15 yaş büyüktü. Ayrıca Dali’nin yakın arkadaşı Paul ile evliydi. Paul ve Gala birkaç yıl sonra boşandı. 5 yıl sonra Dali ve Gala Paris’te evlendiler. Bu evlilik açık bir evlilikti ve başkalarıyla görüşmeye devam ettiler. Dali’nin ailesi bu evliliğe olumsuz baksa da sonuç olarak değişen bir durum olmadı. Gala, Dali’nin karısı ve hayatının aşkı olarak kaldı.

Her hareketi ilgi uyandırıyordu. Evcil bir karıncayiyen sahiplenen Salvador Dali, onu her yere yanında götürüyordu. Restoranlara giderken veya lüks okyanus gemisi SS France ile seyahat ederken karıncayiyen tasmasıyla ona eşlik ediyordu. Dali’nin evcil hayvanının adı ‘Babou’ydu.

Dali’nin restoran faturalarını ödemek için zekice bir yöntemi vardı. Sanat camiasından arkadaşlarını sıklıkla yemeğe çağırırdı. Sıra hesap ödemeye geldiğinde ünlü ressam, çek defterini çıkarır ve hesabın tamamını ödemek için gerekli miktarı yazıyor gibi yapardı. Oysa Dali, çekin arkasına o esnada bir karikatür veya desen çizerdi. Arkasına resim çizilmiş bu çekler bozdurulmazdı fakat, Dali imzalı desenlerin olması çeki maddi açıdan çok daha değerli kılardı.

Dali’nin yaşadığı kasabanın belediye başkanı ondan bir ricada bulundu. Sanat eserlerinden birini kasabanın müzesine bağışlamasını istedi. Ancak sonunda istediğinden daha fazlasını aldı. Dali, ilk sergisini düzenlediği belediye tiyatrosunu kendisine ve eserlerine adanmış bir müze olarak yeniden inşa etti. Üstelik Dali hayatının son birkaç yılında bu müzede yaşadı ve 1989’da yine burada yaşama veda etti. Dali’nin sanat anlayışına ve tuhaf yaşamına hayran olsanız da olmasanız da ünlü ressamın bugün dünya üzerinde büyük bir etkisi olduğu konusunda hemfikir olabiliriz. O insanların ne düşündüğünü önemsemeden sanatını yaptı ve dünyada kendi yolunu açtı. Dali hala genç sanatçılar için çarpıcı bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

Bonus: Dünyanın en iyi 7 fotoğrafçısı arasında gösterilen Türk fotoğrafçı Ara Güler, Salvador Dali’yi fotoğraflayan nadir fotoğrafçılardandır…

Posted In ,

Yorum bırakın