Kendi Kurduğum Alan, Kendi Zamanım

By

Belki de en güzel zamanlar, bitmesini istemediğim içinde mutluluğu yaşadığım son zamanmış gibi doyasıya vakit geçirdiğim aynı zamanda enerjisine bayıldığım odam. Bazı şeyler satın alınmaz, zamanla kurulur. Bu oda da benim için tam olarak böyle bir yer oldu. İlk başta sadece bir masa, bir lamba ve birkaç eşyadan ibaretti belki ama zamanla burası sadece bir oda olmaktan çıktı, kendime ait bir düzene dönüştü. Günün herhangi bir anında buraya gelip oturduğumda, dışarıdaki karmaşa biraz daha geride kalıyor, her şey daha sade ve daha kontrol edilebilir bir hale geliyor.

Işığı açıp kahvemi aldığım o ilk an var ya, günün en net başladığı yer orası oluyor. Bazen bilgisayarın karşısına geçip saatlerce çalışıyorum, bazen sadece ekrana bakıp düşüncelere dalıyorum. Ama ilginç olan şu; ne yaparsam yapayım, burada geçen zaman hep bir şekilde anlamlı geliyor. Çünkü burası sadece çalıştığım bir alan değil, aynı zamanda durabildiğim, nefes alabildiğim ve zihnimi toparlayabildiğim bir yer.

Bu odada kurduğum düzen aslında bana bir tempo kazandırdı. Ne zaman odaklanacağımı, ne zaman kendimi biraz geri çekip dinleneceğimi fark etmeye başladım. Bazen masadan kalkıp yatağa geçiyorum, elimde bir kitap… Sarı tonların içinde birkaç sayfa okuyorum, sonra fark etmeden düşüncelere dalıyorum. O anlarda zaman biraz daha yavaş akıyor gibi. Her şey daha sakin, daha gerçek.

Bir şeyler izlediğim anlar da var elbette. Ekranda akan sahnelerle birlikte oda kendi sessizliğini koruyor. Ne tamamen çalışıyorum ne de tamamen dinleniyorum; ikisinin arasında, dengeli bir yerdeyim. Ve sanırım en verimli anlar tam olarak burada ortaya çıkıyor. Çünkü verimlilik sadece sürekli üretmek değil, ne zaman duracağını bilmekle de ilgili.

Zaman geçtikçe insan aynı şeylerin tekrarında bile farklı bir değer görmeye başlıyor. Aynı masa, aynı ışık, aynı fincan… Başta sıradan gibi gelen bu detaylar, aslında bir düzenin parçaları. Ve o düzen, fark etmeden insanı taşıyor. Günler birbirine benziyor gibi görünse de, her biri kendi içinde küçük ama önemli izler bırakıyor.

Belki de bu yüzden artık bu anlara biraz daha dikkat etmeye çalışıyorum. Sadece geçip gitmelerine izin vermemek için. Biraz daha oturmak, biraz daha üretmek, biraz daha okumak ya da hiçbir şey yapmadan sadece o anın içinde kalmak… Çünkü bazı zamanlar vardır, içindeyken sıradan hissedilir ama dönüp bakıldığında en çok hatırlananlar olur.

Burası benim düzenlediğim bir oda ama aslında bundan daha fazlası. Kendi ritmimi bulduğum, kendimle kaldığım ve zamanın nasıl geçtiğini gerçekten hissedebildiğim bir alan. Ve şu an, bu alanın içinde geçen her saatin değerini daha iyi anlıyorum.

Posted In ,

Yorum bırakın