Günün sonunda evin içinde süzülen kahve kokusuyla başlıyor en sevdiğim saatler. Bilgisayar kapanmış, e-posta kutusu sessiz, bildirimler yok… Çünkü artık mesai bitti. Ve burası benim alanım.
Evden çalışmanın en güzel yanı da bu belki: Günün sonunda kendine ait bir köşeye geçmek için trafikle boğuşmana gerek yok. Koltuk seni bekliyor, kupan hazır, pijamalarınla özgürsün. Hele bir de ev huzurluysa, sevdiklerin yanındaysa… Daha ne olsun?

Duşumu almışım, üzerimde en sevdiğim rahat kıyafet. Lambanın sıcak ışığı odanın köşesine vuruyor, fonda hafif bir müzik. Ama en güzeli ne biliyor musun? Yanımda olanlar. Sevdiğim insanlar, bir kahve eşliğinde edilen sohbetler, bazen sessiz ama birlikte geçirilen o anlamlı anlar.
Kendime zaman ayırmak artık lüks değil, alışkanlık oldu. Bu kahve sadece bir içecek değil; bazen bir iç dökme bahanesi, bazen içsel bir nefes. Gün içinde koştururken ertelenen duygular, düşünceler, hepsi bu fincanda yavaş yavaş yerini buluyor. Ve ben, her akşam bu molayı çok kıymetli buluyorum.
Sevdiklerim yanımda olduğunda dünya daha yavaş dönüyor sanki. Kahkahalar, küçük şakalar, “bugün nasılsın?” diye soran gerçek bir ses… Bunlar her şeyden daha değerli.
Evdeyim, huzurluyum ve şükrediyorum. Küçük mutluluklar biriktiriyorum. Belki dışarıda yağmur yağıyor, belki sokaklar kalabalık ama burada, bu anın içinde, her şey yerli yerinde.
Ve biliyorum ki bu akşam da, diğer güzel akşamlar gibi bir fincan kahveyle kalbimde yer edecek…
❤️

Yorum bırakın