Pazar sabahı… Hani şu kendiliğinden yavaş akan, dışarının sesi içeriye uğramamış, kahvaltının ardından “şöyle bir etrafı toparlasam fena olmaz” dedirten sabahlardan biri.
Bugün elim süpürgeye gitti. Güneş perde aralığından halıya düşmüş, biriken toz taneleri ışıkla dans ediyor. Sessizce çalışan süpürgeyle odadan odaya geçerken sanki sadece evi değil, zihnimi de toparlıyorum. Temizlik işte böyle bir şey; sadece yüzeysel değil, ruhsal bir arınma gibi.

Bitkilerimi sağa sola çekerken, “bunları sulamam lazım” diye içimden geçiriyorum. Evdeki sessizlikle birlikte, küçük uğraşlar bile meditasyona dönüşüyor. Süpürgenin düzenli sesi, kendi içimdeki dağınıklığı bile topluyor gibi.
Köşelere gizlenmiş tozları yakalarken bir nevi geçmişin fazlalıklarını da süpürüyorum. “Şu çekmeceyi de boşaltmalı” diyorum kendime, “biriken her şey aslında bir şeylerin ertelenmiş hali.”
Pazar temizliği benim için biraz da yeni haftaya hazırlık demek. Yeni başlangıçlara hafif girmek, evin enerjisini tazelemek… Belki de bu yüzden en çok bugünleri seviyorum. Ne acele var, ne zorunluluk. Sadece ben, evim ve içimden gelen küçük bir ritüel. 🙃
Şimdi sıra bir kahve koymakta. Temizlenmiş halının üstüne ayağımı uzatıp, mis gibi kokan evin içinde kahve eşliğinde biraz soluklanmakta.
Çünkü her temizlik sonrası ödül küçük de olsa, hak edilmiş bir huzurdur. 🤍

Yorum bırakın