
Koca dünya bir sen mi sığamadın içine diye söylenip durduğunu duyduğumda, dünyanın kocaman olmayışını anlatabilmenin derdine düştüm. Dünya kocaman mı? Önce hafiften bir gülmeyle içimden, “Hayır! Dünya küçük hemde öyle küçük ki; bir gördüğünü, bir duyduğunu ve hiç karşılaşmam dediğinle dakikalar sonra bile karışalaşabilirsin!”
Güneşten kısılan gözlerimle etrafa bakınırken bir daha bu yoldan gitmeyeceğim dediğim yola girdiğimi fark ettim. Girmiştim artık çok geçti geriye dönüp başka yola sapmak bana daha zor geldiği için gitmeyeceğim dediğim yoldan devam ettim. Bu neydi? Üşengeçlik mi vazgeçiş mi?
Hangisi içinde kaybolmuştum o an bilmiyorum. Hızlandığımı kalp ritmim arttığını hissedince fark ettim. Aklımda milyonlarca düşünceyle varış yerine ulaştığımı sonradan fark edişimle birlikte güneşten kısılan gözlerimin açılması bir oldu. Komik bir görüntü olduğuna eminim. Tıpkı böyle 😯
Vardığımda neden hızlı çıktığımı sorgulasam da buna cevap vermemek beni daha da yordu. Ne gereksiz şeylere takıldığımı fark ettikçe de enerjimin düştüğünü hissettim. İşte hayat tam bunlardan ibaret.
Düşündüğümüz şeyleri hayata geçirmediğimiz de öylece geçip zamanla karşı karşıya kalıyoruz. Varış noktasına vardığımızda ise yaşadıklarımızı sorguluyor ve sorgulama sonucunda elle tutulur gözle görülür bir şey olmadığında hayata olan bakış açımızdan bize dair güzel hiç bir şey kalmıyor. Oysa hayat, düşünmeye az ve düşünmeden yaşanacak kadar değerli. Az düşünüp çokça dolu dolu yaşamanız dileğiyle… 😌
Sultangül AYYILDIZ
Yorum bırakın