Beden Ruhu Taşı(ya)mıyor!

By

Yorgunluk, en derin gecesinde ruhunun. İnceden ağır ağır dokuyarak işlenmiş bedene. Kulaklarının işittiği kadar sakin ama işitemediği kadar yoğun. Tüm duyguları cımbızla çekmek kadar zor ve meşakkatli. Gözlerinin hakim olmadığı kadar ıslak ve boğazının sızlaması kadar can yakıcı. Gözlerinin yanması…

Kalbinin normal atarken yorulması. Hızdan tutamayışın, durduramayışın. Ruh bedene ağır geliyor. Ruh içinde barındırdığı her şeyi beden de tutmak istiyor ama beden bunu taşıyamıyor.

Yastığın ıslanması. Hafif bir de baş ağrısı. Tüm bunlarla birlikte tükenmişlik. Zamana karşı o an yarışmayı bırakıyorsun. Çünkü yastığın ıslanmış. Gözlerin yanıyor ve boğazın sızlıyor. Aklından geçenler kalbine, kalbinden geçenler aklına uymuyor yarış var fakat kim kazanıcak bilmiyorsun. En çok istediğin neyse o kazansın istiyorsun ama senin istemen yetmiyor. Sürekli yutkunarak taçlandırıyorsun ruhunu. En acı veren kısmı! İçine ata ata kuruyor gözyaşların. Hafif bir baş ağrısıyla devam ediyor ve sorgulamaya başlıyorsun.

Neden?

Niye?

Dalıyorsun düşünürken… Çok derine dalınca o kuyuyu tekrar çıkarıyorsun ve tekrar akıyor göz yaşlarından usulca. İnsanı bu kadar besleyen şeyin insanı bu kadar nasıl yorabildiğini anlamaya çalışırken fark ediyorsun. “Çok sevmek olduğunu.”

Sessizlik? Çok fazla sessizlik var gece ağır basıyor. Geceyi sevmek de buna dahil mi?

Daha güzel daha mutlu da sevilebilirdi.

Geceyi severken daha güzel bir gece yaşanabilirdi. Bir yastığın kuru kalması kadar naif olurdu. Evet en naif olanı bu…

Beden nerede olursa olsun ruh ağırsa beden taşıyamıyor. Baş ağrısıyla taçlanan beden kendini düşüncelerden ve yorgun ruhdan arındırmaya çalışıyor. Hafif gözlerini kapatıyor ve düşünmemek için direniyor. Dinleniyor direniyor…

Uyuya kalıyor.

Şimdi beden ruhu taşıyor ve biliyor ki elbet her şey olucağına varır. Kim bilir belki de öğretidir insana her yaşanılan. Yaşadıklarınız ruhunuza, ruhunuz ise bedeninize ağır gelmemesi temennisiyle…

Sultangül AYYILDIZ

Posted In ,

Yorum bırakın