Küçük bir hayal kuruyorsun önce , bu gerçekleştiğinde çok seviniyorsun. Mesela , babanın akşam işten eve geliyorken senin için alacağı çikolata’nın hayali.
Akşam baban eve geliyorken sevdiğin o sütlü çikolatayı almış oluyor. Bunu gördüğünde seviniyorsun , kurulan bir çikolata hayalinin gerçek olması seni mutlu ediyor.
Gece’yi bu yüzden masalsız bile geçirebilirsin.
Çünkü en güzel masal , baban tarafından o akşam yazılmıştır.
Artık çikolatanın seni tatmin etmediği , hayallerinin içinde küçük ama hayallerinin büyüdüğü zamanlara geldiğinde ise , hayallerine kavuşamıyorsundur.
Küçük hayallerini kurduğunda , gerçekleştiği o anları özlersin fakat o anlarada kavuşamazsın. Zaman , ilerisindedir.
Zamanın gerisindedir.
Evet , gerisindedir.
İstediğin bir okul , istediğin bir arkadaş , istediğin bir araba , istediğin bir eşya.
Hatta belki de , tek yaşamak istediğin kendini usulca , sessizce kaybettirmek istediğin bir şehir.
Tüm bunları isterken , sorguladığın şeylerse asıl hayatında yaşanan sorumlulukların yahut yaşam standartlarındır.
Ya da , büyük hayallerin…
Günü gününe tutmuyor , bir gün hayallerini topluyorsun hepsinin üstesinden geleceğine inanıyorsun. Başaracağına inanıyorsun ve bunlara inanırken hayatında çıkan aksiliklerde , kendini ip yumağında buluyorsun.
Koştuğun kişi , ailenden önce dostun oluyor biliyorum.
İçinden tek zamanlarda , içinin içine sığmadığı zamanlarda koştuğun dostuna. Anlatmaya başlıyorsun , dinliyor.
Ve seni anladığını da söylüyor , yeri geliyor saatlerce dinliyor elinden geliyorsa , tutuyor.
Gelmiyorsa , biraz konuştuktan sonra susuyor.
Aklınızda ki soruyu tahmin ediyorum. Sorunun cevabını da siz biliyorsunuz eminim zeki insanlarsınız.
Kavuşulan bazı hayallerin mutluluğunu yaşıyorken , kavuşamadıklarımızın ise hayalini kurmaktan ve bir gün onlara ulaşabilmek için kurmaya devam ediyoruz. Bazen sadece kuruyoruz bazen ise çabalıyoruz.
Çabalayan kesim kazanır inanıyorum…
Bir şey kavuşmak için , çok çaba sarf ediyoruz. Vazgeçtiğimizde ise , hayal ettiğimiz bize gelebiliyor. Buna eski sevgiliden yahut dosttan örnek verebiliriz mesela.
Çok seviyorsunuz , değer veriyorsunuz.
Bir gün , küçük bir nedenden ötürü biten arkadaşlıklarınızı kurtarmak uğruna bir çok çaba sarf ediyorsunuz , çabanız elinizde
eliniz ise boşlukta kalıyor.
Çabalarınız yerle kavuşurken , dostunuzla yahut arkadaşınızla kurduğunuz hayaller ise sizden uzaklaşıyor.
Çabanız böyle kaybolup giderken , yaşam standartları gereği hayatınıza tutunmaya çalışıyorsunuz. Yeni bir sevgiliye tutunarak , başka bir arkadaş edinene kadar. Ya da yeni bir işe kendinizi adayarak.
Hiç şüphesiz tecrübele ile sabittir ki , işe adamak en doğrusu olacaktır. Hep öyle yapmışımdır. Hayalleri ertelemek , zamanı toparlarken kazanmak.
Kendini Kazanmak…
En kötüsü ise , çabaladığın hayallerin. Çabaladıklarının bir gün , hayatına tekrar girmek istemesidir. Almaya korktuğundur , yalnızlığa alışmaların.
Çıkıp gelmeleri , çabanın mükafatını aylar yahut seneler sonra almak eli dolduruyor fakat yüreği doldurmuyordu.
Kurulan hayallerin süresi dolmuştur. Belki biraz yorgunluk.
Artık , bir akşam babamızın çikolata alıp eve gelişlerinin hayalini kurmuyoruz , çabalıyoruz ve geç olsa da kazanıyoruz…
Yorum bırakın