Kimseye anlatmadığım , içine menfaat ilişkilerini sokmadığım beni mutlu ettiği kadar , üzdüğü bir hikayemi sizinle paylaşmak istiyorum.
Gözümün gördüğü ne var ise fotoğraflamaktan kendimi alamıyorum. Fotoğraf , benim için ileri ki yıllarda bakılıp , anılacak ve üstünde uzun uzun gülümsenincek yahut özleyip ağlanılacak en güzel eylem.
Bundan bir kaç ay önce hayatımın en güzel anını fotoğraflamak için bir girişimde bulunduğumda , bunun doğru olmadığı söylendi şu an hafızalarımda resmettiğim o en duygusal ve hayatımın en naif durumunu blogumda çizmeye karar verdim. Sadece hatıralarımda kalmasın istedim.
Beni psikolojik olarakta yıpratan bu yer , mutlu etmesi kadar da üzdü. Öncesinde kaymakamlığın iznini alarak sevgi evine gittim. Sevgi evinde maalesef ki , çocuk istismarına uğramış çocukların gözlerinde ki o sönmüş ışıkları gördüğümde psikolojik olarak büyük bir çöküntü yaşadım.
Onlar için özenle seçtiğim hediyelere koşmak yerine , sessizce baktılar.
Sessizce…
Aralarında 7 yaşında bir kız çocuğu vardı. Hikayesini öğrendiğim de , içime giren sıkıntıların ne haddi ne de hesabı vardı.
Ne de şu an cümlelerime devam ederken akan göz yaşlarımın. O an sadece hayatımı sorguladım. İnsanlığımızı…
Bir baba.
Sadece bir baba diyor ve susuyorum. Çünkü devamını benim içim almıyor. Cümlelerime dökemiyorum. Dökmek istemiyorum.
Üstüne ekliyorum.
İstismar…
Nasıl kıyar insan canına , can bildiğine canı gibi sevdiğine.
Her hafta kaymakamlık izni ile gittiğim sevgi evinde , her hafta aynı soru ile karşılaşıyordum.
“Abla , yine gelecek misin ? “
Her seferinde tabi ki , haftaya da geleceğim demekten bıkmadan , usanmadan cevap veriyordum.
Yine bir hafta aynı soru ile karşılaştım fakat üstüne ekledi ;
“Eğer gelmeyeceksen , seni sevmeyeyim” , dedi.
O an , gözlerimden akan yaşlara aldırmadan “ben hep geleceğim her zaman , hep yanında olacağım yeter ki sen beni sev” dedim.
Kafasını hafiften sallayıp , onaylarken yüzünde ki o tebessümü beni o kadar mutlu etti ki içime saklayıp oradan gidesim geldi.
Yapamadım.
Ama yapacağım , alacağım ve bakacağım. 18 yaşına dahi gelse , onu oradan alacağım. Şimdi size gösterebilceğimiz bir fotoğrafımız yok ama olacak.
Dolu dolu gülüşlerle , içini doldurduğum sevgi ve ilgiyle hayata bakerken bakacağı , bakacağımız fotoğrafları , fotoğraflarımız olacak.
Şimdi göz yaşlarımla sizinle paylaştığım bu yazımı o zamanlar , mutluluktan göz yaşlarım akarken okuyacağım.
Belki de okuyacağız…
“Bir serçe , Zümre.”
Yorum bırakın